Anadolu Efeslilerin Patili Kahramanları İle Tanış!
Tek başına kalan patili dostlarımız için şehir koşulları zorlayıcı, biliyoruz. Anadolu Efesliler olarak biz de her fırsatta onların yanında oluyoruz. Barınakları ziyaret ediyor, tonlarca mamayı dostlarımızla buluşturuyoruz.
Ayrıca fırsatı olan herkesi bir sokak hayvanının kahramanı olmaya, sahiplenmeye davet ediyoruz. Çünkü hayat onlarla çok daha güzel.
Belki bir hayvana yuva olabilmek için biraz cesaretlendirmeye ihtiyacın vardır. Anadolu Efeslilerin evlerini paylaştığı dostların hikayesi de sana tam bunu sağlayabilir!
BERLİN & BURAK MADENCİOĞLU
Berberdeydim, birkaç aylık küçük bir köpek düşe kalka yanıma geldi. Genç bir çocuk onu parka bırakmış, çiçekçi de dükkanına almış. Bakamamış, berbere vermiş. O da bakamayacağını söyleyince sahiplenmeye gönüllü oldum ve birkaç gün sonra Berlin bana geldi. O gün o kadar soğuk bir gündü ki üşümesin diye birlikte sarılıp uyumuştuk. O günden beri çocuğum gibi.
Başta cinsini tam bilmiyorduk. Veteriner 3’te 2’sinin Alman kurdu olduğunu söyledi. Oradan esinle adı da Berlin oldu. Büyüyünce Alman Kurdu & Border Collie Mix olduğunu anladık. Berlin, bugün 4 yaşında.
Park yürüyüşlerini çok seviyor. Birlikte yüzmeyi de! Bir insanı insan ve karakterli yapan tüm özellikler Berlin’de doğuştan mevcut. Bana insan oğlunun kainatın sadece kendisi için var olduğu gafletine düştüğünü hatırlatıyor.
BOB & SELDA SUSAL SAATÇİ
Bob, sahiplendiğim 4 çocuktan biri. Yaklaşık 2 yıldır birlikteyiz.
Sokak hayvanlarına baktığımız bilindiğinden olsa gerek, minicik bedeni ile biri eşimin ofisinin kapısına bırakmıştı. WhatsApp’tan telefonuma fotoğrafı gelince hemen soluğu ofiste aldım. O ana kadar aileye katmak aklımda yoktu aslında. Zira evde zaten hayli kalabalık bir nüfus vardı.
Ancak durum hiç de öyle olmadı. Avucum büyüklüğündeki yavruyu kucağıma aldım ve bir daha bırakamadım. Kim derdi ki o küçücük çocuk 8 kiloluk bir canavara dönüşecek ve ailemizin en yaramaz ve haylaz üyesi olacak!
Adına Bob dedim. A Streetcat Named Bob filminden esinlendim. Yaramazlık yaptığında ise kendisine “Bob Saatçi!” diye sesleniyorum.
Birlikte neler yapmayı sevmiyoruz ki? Mesela Bob’un en sevdiği aktivitelerden biri benimle online toplantılara katılmak. Birlikte uymayı, televizyon izlemeyi, yemek yemeyi, balkon keyfi yapmayı çok seviyoruz.
Hayvanlar bence insanların gözleri ile değil aynı zamanda kalpleri de görmesini sağlıyor. Ve kalbin bir kez gördüğünü göz de artık görmemezlikten gelemiyor. Onlar vesilesi ile bugün 100’e yakın sokak hayvanı ile ilgileniyorum. Onlar benim sokak çocuklarım…
ÇİÇO VE RAY & GÖKHAN UZELLİ
Ray’in sahiplendirme ilanını sosyal medya gördüm. Burdur Barınağı’ndaydı ve iki gözü de görmüyordu. İlk sahibi veterinere ameliyat için bırakmış. Gözleri açılmayınca geri almaya gitmemiş. Sonrasında sayısız kez sahiplendirilmiş ve barınağa dönmüş. Paylaşımı görünce çok üzüldüm. Evde yaş almış Çiço’muz daha olduğundan emin olamadık. Ancak bir kere daha önümüze sahiplendirme ilanı düşünce denemek istedik, Burdur’dan İstanbul’a gelmesini sağladık.
İlk karşılaşmamız zordu. Güvensizlik ve yaşadıktan dolayı veterinerde saldırgan davrandı. Eve gittik, birlikte uzun zaman geçirdik, uzun eğitimler aldık ve sakin kalmayı öğrendi. Çiço bugün kedi gibi. Sevgi onu sevecen bir golden yaptı. Evdeyken hiç dibimizden ayrılmaz, bizimle birlikte yatar, arada delilikleri olsa da çok uyumlu bir çocuk.
Adı da Ray Charles’tan esinle koyduk. İki gözü de görmüyordu. Uzman veteriner bir gözünün açılması için umut olduğunu söyleyince yeniden ameliyat oldu. Şu an tek gözüyle gayet mutlu. Ray, Çiço ve bizimle 2 yılı devirdi. Çiço da 9 yıldır ailenin bir parçası.
Ray uzun yürüyüşleri seviyor, Çiço ise parkta oturmayı. Biz onlar ne severse onu seviyor ve yapıyoruz.
HAPPY & DİDEM NURCAN
Happy ile Instagram’da bir sayfada karşılaştım. Evde kedimiz de olduğu için bir canın daha sorumluluğuna mesafeliydim ama tepkisiz kalamadım. Doğum sonrası sokağa bırakılmıştı, oradan barınağa, barınaktan da gönüllü kişinin geçici bakımına… Arafta kalmıştım. 2 gün sonra barınak gönüllüsü Happy’nin kalacak yeri olmadığını, geçici bile olsa ona bakma şansım olup olmadığını sordu. İşte o akşam evimize geldi.
İlk karşılaşmamız kalabalık oldu. Ben, oğlum Çağan, kedimiz Kiraz, balığımız Aurora… Happy biraz ürkekti ama uyumluydu. Kiraz ile kavga etmemesi bizim için ilk koşuldu, neyse ki karşılıklı saygı gösterdiler. İsmini de geçirdiği zorlu ve üzgün günlerin aksine, mutlu olsun istediğimiz için Happy koyduk. 1 yıldır bizimle.
Beraber yürümeyi ve gezmeyi çok seviyoruz. Happy en çok yemeyi seviyor.Evimize neşe getirdi. Her gün bir hikayesi var. Aile gruplarında resimleri, yaramazlıkları dönüyor. En değerli katkısı ise Çağan tarafında oldu, sorumluluk ve arkadaşlık duyguları Çağan’a çok iyi geldi. Sosyalleşmesini ve büyümesini hızlandırdı.
JACK & FAHRİYE BAYSAL
Ailemin hayvan sevgisi ve birlikte büyüdüğüm kangal benim çocukluktan hayvansever olmamı sağladı. Hep bir köpekle evimi paylaşmak istedim ama iş tempom bunu mümkün kılmıyordu. Kardeşimle aynı evi paylaşınca, ondan da aldığım cesaretle vakit kaybetmeden sahiplendirme ilanlarına baktım, sağa sola haber verdim. Birkaç deneme sonrası, iş arkadaşım Can bana Jack’in fotoğraflarını yolladı. Talihsiz hikayesini de anlattı. Av köpeklerinin kaderini paylaşmış ve defalarca sahip değiştirmiş, barınaklarda kalmış bir setter.
29 Nisan saat 18.00’de Jack ile tanıştık, ilk görüşte aşk gibi bir şeydi. Travmaları olan ürkek bir köpekti. Ama geçici ailesinden ayrıldığında benimle birlikte tereddütsüz yürüdü, hatta mahallemde beslediğimiz 2 köpekle tanıştırdığım anı hiç unutmam. Yaklaşık 1 yıldır ailemin üyesi Jack Bey. Adı tanışmadan önce de Jack idi, alışkanlıklarını değiştirmemek için adını aynı bıraktık.
Onun olayı kuş peşinde koşmak. Bazen de kuşların karşısında heykel gibi dona kalıyor! Çok özgür ve bireysel bir çocuk olduğu için topla oynama, sopa atma gibi birlikte pek bir şey ne yazık ki yok. Hiç sorun değil, tasmasız özgürce koşmasını çok seviyorum. O koşturmadan sonra en güzeli, birlikte uyuması oluyor.
Bir canlının karşılıksız sizi sevmesi, gözlerinizin içine çıkarsız bakması ve kendisini sadece dokunarak ifade etmesi müthiş bir şey. Bana daha derin sevmeyi, bağlılığı, sorumluluk almayı ve paylaşımın gücünü gösterdi. Artık daha sabırlı ve daha sevgi doluyum. Her şey onun sayesinde. İyi ki bizimle!
KÜBA & GÜLİN GENCER
Eşim bir gün sosyal medyada bir arkadaşımızın sahiplendiği köpeği gösterdi. Jack ve Beagle yavrusu bir Jack-a-bee! İkimiz de çok sevdik. “Başka bir yavru var mıdır?” diye sordu fakat tüm yavrular sahiplendirilmişti... Bir hafta sonra eşime bir ailenin sahiplendiği yavruya bakamadığı ve vermek istediği haberi gelmiş. Evliliğimizin tam 2. ayında “Sana bir sürprizim var” diye elinde Küba ile çıkageldi.
Sonrası ilk görüşte aşk! İlk ailesi adını Pati olarak koymuştu. Balayına Küba’ya gidip çok güzel anılar biriktirdik. Pati’yi de Küba olarak değiştirdik. 2018’den beri bizimle. İlk 6-7 ay oldukça zordu. Hem bazı konularda eğitmeye çalışman hem de kendi hayatına adapte edebilmen gerekiyor. Bir yandan da büyük sorumluluk, yaptığımız tüm planları ona göre şekillendiriyoruz.
Birlikte kamp yapmayı, top oynamayı ve sarılıp yatmayı çok seviyoruz. Hayatımızın merkezi oldu. Ailemizin üçüncü üyesi! Karşılıksız sevginin tanımı Küba… Zor yanları da var ama beni her gün aynı heyecanla karşılaması, ihtiyaçlarını gözümün içine bakarak anlatmaya çalışması, tüm planlarımıza ve hayatımıza süper uyum sağlaması, doğada olmayı bizler gibi çok sevmesi… Hayatımın en büyük ‘iyi ki’lerinden.
LOKUM & AYSEN AKÇAY
Bir köpek sahiplenmeye hazır olduğumu düşünüp, evsiz kalan çocukların ilanına bakıyordum. Birkaç hafta sonra Lokum’un ilanıyla karşılaştım. Doğduktan sonra sokağa atmışlar. Kayıtsız kalamadım, hemen aldım ve ailemizin bir parçası oldu.
2 ay sokakta kaldığından çok ürkekti, eve geldiğinde masanın altından çıkmadı bir süre. Hatta hâlâ gök gürültüsü gibi yüksek seslerden ve yağmurdan çok korkuyor. Çok ürkek ama çok tatlı! Adı hem tatlılığından hem de tüylerinin beyazlığından geldi. Lokum ile 8 yılı devirdik.
Lokum’dan önce de hayvanları hep sevip kollardım ama eve almak beni çok değiştirdi. Sesleri çıkmasa da dünyalarını ele geçirdik ve onları dışladık, onlara ne kadar borçlu olduğumuzu artık daha iyi anlıyorum. Mama bağışı yapmaktan bir adım öteye geçtik. Artık soğuk havalarda gidip besleme yapıyoruz, market kapısında bekleyen kedi-köpek görünce marketten elimiz boş çıkmıyoruz. Bizi de daha duyarlılaştırdı.
PASCAL & CAN AKSU
Taşınmamız çok uzun sürmüştü. İşleri bitiremeyince eşimle annemlere doğru giderken çöpün yanında siyah beyaz bir köpek gördük. Sevelim dedik ve güvenliğe sorduk sahibi nerde bu arkadaşın diye. Dediler ki “Bu arkadaş bir iki gündür buralarda sahibi de yok.” Yanımıza aldık, eve götürdük. Annemin evinde barınaktan kurtardığımız boxer’la tanıştırdık, yıkadık, bitlerini ayıkladık. O kadar ürkekti ki sevmeye bile kıyamadık. Banyoda bitleri temizledikten sonra, kucağımızda uyudu saatlerce. Biz de sahibini aramaya başladık. Twitter, çevre kim varsa sorduk. Sahibi çıkmadı. Veteriner, “Bunlar setter cinsi av köpeği, insanlar satın alır sonra istediği verimi alamazsa bırakırlar sokağa” dedi. O günden sonra bizim oğluşumuz oldu.
Siyah beyaz beneklerinden Beşiktaşlı olduğunu ilk görüşte anlamıştık ve o yüzden adını Pascal koyduk. Hemen sevdi! Birlikte 7 yıl bitti, 8’inci yıldayız. Hâlâ yaşından emin değiliz. Tasmasız geziler en sevdiğimiz aktiviteler, favori rotalarımız Belgrad Ormanı ve Akyaka sahilleri.
Her anımızda olması, sorumlulukları fark etmemiz için büyük bir adım oldu. Ve tabii en önemlisi bizi biz olduğumuz için sevmesi, aslında kolay mutluluğun tarifi gibi…
SİMBA VE SÜTLAÇ & RÜYA KÜÇÜK
Sütlaç’ı bir aile, kızlarına hediye olarak satın almış, hevesleri geçince de evden göndermek istemiş. Arkadaşım almış, artık bizimle. İzmir’den İstanbul’a taşınmıştık. Yeni ev, insanlar derken yalnız kalmasını istemedik. Bir kedi daha sahiplenmek istedik.
Şans, bir arkadaşımın annesi yeni doğum yapmış bir sokak kedisi ve sahiplendirilmek istenen bir sürü yavru kediyle karşılaştı. Aralarındaki en sümüklüsünü ve çirkinini seçip bize getirdi. İşte o da Simba!
Sütlaç, varlığını anlaşılmayan mesafeli ve bir o kadar cool bir kediydi. Simba ona sosyal olmayı öğretti. Adı da beyaz tüylerinden geldi, Sütlaç deyiverdik.
Simba ilk eve geldiğinde çekindi, tıs’ladı sonra kucağımda uyuya kaldı. Birlikte uyuma hallerini kaçırmamak için geceleri uyanıp yanıma alırdım. Simba, sarman kedi. Aslan Kral Simba’ya benziyor diye adı da öyle kaldı. İkisi de 5 yıldır benimle.
Simba’nın tek amacı mama. Acıkırsa sabahın kötünde uyandırır sizi. Mama kabının önünde konuşur, buna bayılıyorum! Sütlaç ise tam bir dişi ev arkadaşı. İnanması güç belki ama birlikte çay içip uzanıp dizi izlerken uyuya kalıyor.
İkisi de hayatım çok şey kattı. Sütlaç, diyafram fıtığı idi ve zorlu bir operasyona girecekti. Hayatımda ilk kez bu kadar değer verdiğim bir varlığın yaşamı tehlikede ve benim elimden daha fazlası gelmiyordu. Atlattı, şimdi çok sağlıklı. Kızım bana güçlü olmayı da o dönemde öğretti.
SIRIUS & TİBETHAN TOKMAK
Ailemle birlikte yaşadığımız evimizde köpeklerimiz oldu ve ben onlarla büyüdüm. Kendi köpeğime sahip olmanın zamanı geldi diye düşünüyordum. Instagram’da bir sahiplenme ilanı gördüm, ertesi gün buluştuk ve o günden beri birlikteyiz.
Buluştuğumuz an zaten benimle birlikte eve geleceğini ve yanımda olacağını anlamıştım, gerçekten de öyle oldu. 2 yaşında olduğu için zorlanmasını istemedim. Adı değişmedi, Sirius olarak hayatına devam ediyor.
10 aydır birlikteyiz. En mutlu olduğumuz zaman kesinlikle parkta koşturduğumuz ve yeni köpeklerle bir araya geldiğimiz zamanlar. Bir de Sirius’un yorgunluktan horlayarak bayıldığı anlar.
Köpeklerle birlikte yaşamak özellikte apartmanda ekstra bir sorumluluk ve disiplin isteyen bir durum. Benim hayatıma bu disiplini getirdi ve en büyük önceliğim oldu. Bir bebekten farksız olduğu için sürekli onunla ilgilenmek zor ama çok keyifli.
ZIMBA & SERİM YILDIRIM
Yolda yürürken minicik bir siyah kedi gördüm, yoluma devam ettim ama aklımda kaldı. Akşam gördüğüm yere gittim, saatlerce aradım ama bulamadım. Hikayeyi Evrim Sümer’e anlattığımda apartmanının önünde annesiz bir yavru siyah kediye baktığını söyledi. Gittik, oydu! Sokakta kirlenmiş ve pirelenmişti. Hemen alıp aşılarını yaptırdım, ihtiyaçlarını sağladım ve evimizin bir üyesi oldu.
Ama bize alışması da kolay olmadı. Zımba, çok ufak ve korkaktı. Hatta adını başta koymadık, karakterine uygun bir isim bulmak için. Korkaklığını üzerinden atınca, oyun oynarken bizi delik deşik etti. Biz de kızın adını Zımba koyduk. Canım kızım bugün 3 yaşında.
Zımba çok şahsına münhasır bir kedi. Adeta biz onun evine taşınmış gibiyiz. Artık onsuz biz ev düşünemiyorum. Zımba’dan sonra sokaktaki canlara destek olmak için çalışıyorum. Hayatında onlara yer açanların hayal edemediği güzellikte geri dönüş alacağının garantisini gözüm kapalı veririm.
Benzer İçerikler
Global Büyüme Adımlarımızı Güçlendiriyoruz
Kadın Emeği, Tasarım ve Sanat İkinci Hasat’ta Buluştu
Geçmiş Olsun Toprak’a Business Honors Awards’tan Ödül
İkinci Hasat Projemizi Sürdürülebilirlik Zirvesi 2026’da Paylaştık
Yenilenen Anadolu Efes ile Tanışın
Sorumlu Tüketimle Dengeyi ve Ritmi Koruyoruz
Anadolu Efes Kadın Saha Satış Stajyer & MT Programı Başvuruları Açıldı
İklim Krizi Çağında Tarıma Onarıcı Bir Yaklaşım: Gıda İnovasyon Zirvesi’ndeydik
Podcast Kanalımız Yeni Bir Ödülün Daha Sahibi Oldu
Sürdürülebilirlik Çalışmalarımız Ödüllerin Sahibi Oldu
Türkiye’nin İlk Dijital Su Altı Biyoçeşitlilik Haritası: Mavi Atlas Yayında
BM Okyanus Konferansı’nda Türkiye’yi Temsil Eden Tek Şirket Olduk
Türkiye’nin En Değerli 20 Şirketi Arasında Yer Aldık!
Mavi Blog Bu Sefer De Podcast Serisi İle Ödüllendirildi
Karbon Saydamlık Projesi'nde Kendi Sektörümüzü Temsil Eden Tek Türk Şirketi Olduk
Mavi Blog Podcast Versiyonu ile Yayında
Web Sitemizdeki Mavi Blog Yayınımız ile Altın Pusula’dan Ödülle Döndük!
Atamızın Huzurunda, Anıtkabir’deydik!
19 Mayıs'ta Atamıza Bir Kere Daha Söz Verdik
Sohbet Mayalamaya Kaldığımız Yerden Devam Ediyoruz
William Grant & Sons ile Güçlerimizi Birleştirdik!
Anadolu Efes’te Bir Gün projemizle genç arkadaşlarımızla bir araya geldik
Project Future’ı direktörlerimizden dinliyoruz
“Biranın Anavatanı: Anadolu” Projemizle PRİDA İletişim Ödülü’nün +1’i Olduk.
Aralık Ayında 4 yeni ödülün Sahibi Olduk!
Sosyal Fayda Projelerimize İki Ödül Birden!
Kadın Dostu 100 Şirket Arasındayız!
Atamıza Mektubumuz!
Cumhuriyet Sevgisi Mayamızda Var!
30 Ağustos Zafer Bayramımızın 101. yılı kutlu olsun!
İzmir’in Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı’nda Farkındalık Etkinliğine Katıldık
Burda Olan Burda Kalır ile Yaza Merhaba Dedik
Anadolu Efes Gururla Sunar: Burda Olan Burda Kalır
Ürünlerimizin Kalitesine Avrupa’dan 14 Ödül!
En Başarılı Şirket Ödülünün Sahibi Olduk!
Depremden Etkilenen Bölgelere Destek Oluyoruz
Yelken Takımımız Rixos Geleneksel Yelken Yarışlarında 3. Oldu!
Kurumsal Kıyafetlerimizde Sürdürülebilir Modayı Tercih Ediyoruz
2021 Sürdürülebilirlik Raporumuz yayında!
Orman Yangınlarıyla Mücadeleye Destek Olmaya Devam Ediyoruz!
Aşıklı Höyük’te Ham Maddemiz Arpanın İzindeydik!
Eşitsizliğe #yeryok
En Beğenilen Bira Şirketi Olduk!
Gelecek Turizmde ile Anadolu Efes’e Bir Ödül Daha
Kadın Dostu 100 Şirket arasında yerimizi aldık!
Tüm Fabrikalarımız FSSC 22000 Belgesini Aldı
Anadolu Efes Yenilik Atölyesi Açıldı
Anadolu Efes’ten +1 Yenilik: Sektörünün İlk Gluten İçermeyen Ürünü
Siftah Hareketi ile Dayanışmanın +1'i Olduk
Anadolu Efes Gönüllüleri'nin Afet Bölgesi Raporu
52. Dolum Günümüz Kutlu Olsun!
Yeşil Ofis Diplomamızı Aldık!
İklim Krizine Karşı Kadınlarla Birlikte Mücadele Ediyoruz
Avrupa’dan 12 Ürünümüze 12 Ödül!
Her 1 Ürün İçin 1000’in Üzerinde Analiz Yapıyoruz
Sektörümüzde ‘İş’te Eşit Kadın’ Sertifikası Alan İlk Şirket Olduk
Hayallerin Hayatının Bir Parçası Olsun
Şerbetçi Otumuz Artık Tescilli!
Geriye Sadece Güzel Anılar Kalsın Diye
Adana Fabrikamıza Yeşil Nokta Teşvik Ödülü
Türkiye'deki Üretim Tesislerimizin Tamamı "Sıfır Atık Belgesi" aldı
Ödüllü Staj Programımız Project Future’a Başvurular Açıldı
Anadolu Efes Olarak Sahneye Ses Veriyor ve Dayanışmanın +1'i Oluyoruz!
Türkiye’nin İlk ve Tek Bira Hakemlerinin Hikayesi
Tüm Biralarımızı Global Hijyen Standartları İlkelerine Uygun Olarak ve El Değmeden Üretiyoruz
Humulus Lupulus! Nam-I Diğer Şerbetçi Otu
Türkiye’de ve Dünyada Bir İlk! Yeni Nesil Üretim Tekniğimiz: +1 DİNLENDİRME
+1 Değişim Hikayemiz
Güvenilirliğimiz TSE tarafından Tescillendi!
Yeme içme ve eğlence sektöründe çalışan 7 bin sektör emekçisininin yanında yer aldık.
Sokaktaki Patili Dostlarımıza 8 Ton Mama ve 1.000 adet Kulübe Desteği
Dünya Günü’nün 50. Yılı ve Çevreye Artı Değer Manifestomuz
#evdekalormanı için 25.000 adet tohum atışı gerçekleştirdik.
#BizdeYerinAyrı
FESTTOGETHER
Covid-19 Salgınına karşı aldığımız önlemler: En büyük önceliğimiz, sağlık ve güvenlik
Bu Alkışlar Kahramanlarımıza, Sağlık Sektörü Çalışanlarına